Hedefi 1 Milyar Dolarlık şirket olmak




Başarılı genç girişimcilerin sayısı hergeçen gün artıyor.Bunlardan birde Giggem web sitesinin kurucussu Emir Turan .Platin Dergisi yazarlarından Oya Yalıman’ın haberini paylaşıyoruz.
giggem
GIggem kurucu ve CEO’su Emir Turan, Işık Lisesi’nden mezun olduktan sonra İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde önce hukuk eğitimi aldı ardından da MBA yaptı. 1 yıl kadar bir hukuk bürosunda çalıştıktan sonra geleceği için finans ve günlük ticaret hayatını da iyi öğrenmesi gerektiğini fark etti ve bir süre de bankacılık yapmaya karar verdi. Finansbank’a başvurdu, kabul oldu. Önemli  bir kurumsal şubenin müşteri yetkilisi olarak işe başladı. o dönemde henüz MBA eğitimine başlamamıştı. Yani bankada işe başladığında finans ve ekonomi eğitimi yoktu, o zamana kadar kendi merakıyla öğrendiği kısıtlı bilgilere sahipti. Turan, o dönemi şöyle anlatıyor: “Bankacılığı direkT ateşe girerek öğrenmeye başladım. ilk başta çok zor geldi. ancak kısa sürede hem alıştım Hem de çok sevdim. Orada çok şey öğrendim ve çok güzel dostluklar kurdum. Benim için paha biçilmez bir deneyimdi. 1 yıldan biraz fazla kaldıktan sonra Finansbank’tan ayrıldım ve aile şirketimiz Eti’de çalışmaya başladım. 2012 yılında ise GIggem’i kurdum.” Türkiye’nin ilk milyar dolarlık internet yatırımı olma hedefiyle yola çıkan Emir Turan ilk kez konuştu…

• Profesyonel hayattan girişimciliğe geçiş yolculuğunuzu anlatır mısınız? Bu süreçte kimlerden ilham aldınız?
Her zaman girişimci olmayı hayal ediyordum. Tüm eğitim hayatımda  öğrendiğim her şeye ‘bunu iş kurduğumda nasıl kullanırım’ diyerek baktım. Ama uzun süre ne yapacağımı bilemiyordum. Sonunda en doğru şeyin gerçekten tutkuyla bağlı olduğum bir şeye katkı sağlamak için bir girişimde bulunmam olduğuna karar verdim. Hayatım boyunca birçok ilham kaynağım olan kişi oldu. Örneğin Steve Jobs ve Henry Ford hem hayatları hem de karakterleriyle beni çok etkileyen kişilerdir. Ama her zaman en çok etkilendiğim ve örnek aldığım kişi Dedem Firuz Kanatlı’dır… Bir şeyler yaratma tutkumun arkasında da sanırım onun ilhamı, en önemli etken oldu.

• Eti’nin üçüncü kuşak temsilcilerindensiniz. Aileniz bu girişiminizde ne ölçüde yanınızda oldu?
Ailemdeki herkes bu projeye son derece destek oluyor. En büyük destekçim ise eşim…

• Giggem hangi amaçlar ve hedefler doğrultusunda kurulmuş bir şirket? Bugüne kadar ne kadarlık bir yatırım yaptınız?
Uzun süredir müzik endüstrisinde etkileşim ve network’ün yeterince gelişmemiş olduğunu görüyordum. Bu soruna çare olarak kafamdaki ilk şey müzisyenlerle menajerleri buluşturan bir platform kurmaktı. Daha sonra ‘neden orada durayım’ diye düşündüm ve projeyi tüm müzik endüstrisini kapsayacak yapıda kurgulamaya başladım ve Giggem doğdu. Giggem’in amacı tüm müzisyenlerin beraber çalmaları veya profesyonel anlamda iş yapabilmek için aradıkları kişilerle buluşarak kariyerlerini ilerletmeleri için bağlantılar kurmalarını sağlamak. En büyük hedefimiz müzik endüstrisindeki herhangi bir müzisyen, grup veya profesyonelin müzik kariyerleri ve işleri ile ilgili ihtiyaçları ve bağlantıları için gidecekleri ilk adres olmak. 1 milyon dolara yakın bir yatırımım var. Tamamen kendim finanse ettim.

• Giggem nasıl bir site, kimleri hedefliyor ayrıntılı olarak anlatır mısınız?
Giggem müzik endüstrisindeki müzisyen ve profesyonelleri kariyerlerini geliştirmek için birbirleriyle eşleştirip buluşturan global bir servis. Bir gruba katılmak isteyen bir müzisyen Giggem’den kendisine bir grup bulabilir, kendisine bir enstrümantalist arayan bir grup bu boş pozisyon için adaylar bulabilir, bir grup veya müzisyen, kendisini temsil edecek bir menajer veya kendilerine albüm yapabilecek bir yapımcı ile buluşabilirken, bu menajer ve yapımcılar da portföyleri için yeni yetenekleri Giggem üzerinde keşfedip bağlantıya geçebilirler. Gördüğünüz gibi sistem tek taraflı olarak değil, herkesin yararına ve sinerjik bir yapıda çalışıyor. Herkes için bir kazan-kazan modeli oluşturmaya çalıştık. Bu karşılıklı ve çapraz etkileşim de içerideki sinerjiyi ciddi şekilde ateşliyor. Tüm bunların yanında müzik endüstrisinden olmayan ‘fan’ dediğimiz hayran kullanıcılar da sisteme üye olup yeni müzisyenler keşfedip dinleyebiliyorlar.

• Giggem işleyiş ve yapı olarak modern bir sosyal network… Peki bu network nasıl çalışıyor?
Evet, Giggem modern bir sosyal network. Herhangi bir kullanıcı kayıt olup profil tipini seçiyor. Şu an için solo, müzisyen, grup, şarkı yazarı, menajer, yapımcı veya hayran olmak üzere 6 profil var. Bu profillerin hepsi müzik endüstrisinin kalbi olan kişiler. Her bir profil kendine has özellikleri göz önüne alınarak özel olarak tasarlandı ve içerikleri belirlendi. Müzisyenler, gruplar ve şarkı yazarları müziklerini, videolarını, albümlerini, müzik kariyerlerine ait ne varsa profillerine koyabiliyor. Profesyoneller dediğimiz yapımcı ve menajerler de tanıtım videoları koyup işlerini ve portföylerini tanıtabiliyorlar. Her kullanıcıya kendini ve eserlerini tanıtmaları için gereken her alanı sunuyoruz.

• Profil oluşturulduktan sonra Giggem üyelerine neler sunuyor?
Bir kullanıcı profilini bir kere doldurduktan sonra bizim algoritmalarımız bu profili detaylı olarak analiz ediyor. Kişinin tam olarak kim olduğunu ve ne aradığını belirliyoruz. Bundan sonra ise bu analize göre sistem, o kişiye direkt uyan diğer müzisyen ve profesyonelleri önermeye ve karşısına çıkarmaya başlıyor. Giggem’in en önemli özelliği bu aslında. Biz kimsenin yüzbinlerce data arasından arama yapmak zorunda kalmasını istemiyoruz. O kadar akıllı bir sistem yarattık ki, kişiye hiçbir iş kalmıyor, tek yapması gereken bizim ona önerdiğimiz seçenekler arasından en çok ilgisini çekeni bulup onunla irtibata geçmek. İşte bu kadar kolay. Amaç herkes için nokta vuruşu yapıp en doğru ve iyi eşleşmeyi sunmak. Kullanıcı tabii ki isterse detaylı arama özelliğimizi kullanıp bizim önerdiklerimiz dışında kendi parametrelerine göre de yerel veya global olarak arama yapabilir.

• Eşleştirmenin yanı sıra kullanıcılarınız için özel yönlendirmeler de yapıyor musunuz?
Giggem’de  kişilere haber akışı da sunuyoruz. Kişi, bu haber akışlarını takip edip kim kiminle irtibat kurmuş, kim ne arıyor, kim yeni müzik ve videolarını paylaşmış, her şeyi takip edebiliyor. Daha detaylı olarak kişilere özel ‘fırsatlar’ bölümümüz var. Burada her kişiye özel ona en uyan iş fırsatlarını direkt bildirim olarak yollayıp dikkatini çekiyoruz. Örneğin bir gruba katılmak isteyen bir gitariste, eğer onun lokasyonunda, onun müzik tarzına ve deneyimine uygun bir grup kendisine gitarist arıyorsa bunu hemen fırsatlar bölümünden haber veriyoruz ve onu bu grupla görüşmeye yönlendiriyoruz. Tam anlamıyla bir aracılık yapıyoruz aslında.

• Giggem’in dünyadaki Myspace gibi benzer diğer platformlardan farklılıkları neler?
Bizim tam anlamıyla birebir örneğimiz aslında yok şu anda. Benzer profil tiplerine sahip veya gene müzisyenleri buluşturan servisler mevcut. Ancak bizim onlardan en büyük farkımız öncelikle tam anlamıyla bu işe odaklanmış olmamız. En önem verdiğimiz ve sürekli kafa yorduğumuz başlık otomatik arama ve eşleştirme özelliklerimizi mükemmel hale getirmek. Herkesin yapmaya çalıştığı gibi 3-4 farklı şeyi bir anda yapmaya çalışmıyoruz, tamamen iddiamıza odaklandık. Benzer servislere baktığımızda ise ya basit şekilde ilan siteleri olduğunu, ya da ne yaptıklarını tam olarak belirleyemediklerini gördük. Harika dizaynı olan, benzer servisleri gördüm ama bunların en büyük eksiği verdikleri faydayı tam anlamıyla kurgulayamamış oldukları. Bu da o servisleri eğlenceli ve güzel görüntülü bir siteden öteye taşıyamıyor. Biz ise işlevselliğe odaklandık. Ne yaptığımız çok açık. Giggem’ e üye ol, profilini düzenle, ihtiyaçlarını söyle, biz de seni kariyerinde seninle çalışabilecek kişi ve kurumlarla tanıştıralım. Bu çok net bir fonksiyon.

• Bildiğimiz kadarıyla müzisyenler şu anda birbirlerini bulmak için en çok Craiglist’i kullanıyor.
Craiglist, biliyorsunuz ki bir ilan sitesi. Kullanıcılara her konuda, her ihtiyaç için ilan yayınlatıyorlar. Biz ise ilan modelinin çok daha ötesinde, kendisi düşünen akıllı bir mekanizma yarattık ve tamamen müzik endüstrisine odaklandık. Giggem’de müzisyen arayan kişiler, tamamen kendilerine özel olarak sunulan sonuçları otomatik görebilir ve bu sonuçları müzik ve videoları ile hemen değerlendirme olanağı bulabilir. Bir ilan sitesinde ise bu imkana sahip değilsiniz, sadece verilen ilanda yazan şey ile sınırlısınız.

• Giggem’de şu anda var olan ve gelecek dönemde hedeflediği profil tipleri arasında kimler var?
Giggem’de şu anda var olan profil tipleri çoğunlukla tekil kişiler. Kurum olarak bir tek yapımcı hesaplarımız var. Ama çok yakın zamanda endüstri içindeki ‘venue’ler ve kayıt stüdyoları gibi diğer önemli kurumlar için de hesaplar açacağız. Bunların da ekosisteme katılması ile bir müzisyen veya müzik endüstrisi profesyonelin iş yapabileceği herkesi kapsamış oluyoruz.

• Giggem çok yeni bir platform. İlk 1 yıl içindeki hedeflerinizi öğrenebilir miyiz?
1 yıl içindeki hedefimiz kullanıcı tiplerimizi çoğaltmak ve müzik endüstrisindeki tüm oyuncuları kapsar ve buluşturur hale gelmek. Bunların dışında iş planımızda olan ve müzisyenlerin hayatını kolaylaştıracak, hatta direkt kendilerine para kazandırabilecek dijital şarkı satışı gibi birçok ürün var. Ayrıca müzisyenlerin direkt olarak hayranlara ulaşmalarını kolaylaştıracak pazarlama ürünleri de iş planımız içinde var. 1 sene sonraki üye hedefimiz ise 2 milyon kullanıcı.

• Giggem dünya ve Türk müzik endüstrisine neler katacak?
Giggem’in dünya ve Türkiye müzik endüstrisine en büyük katkısı sektör oyuncularının iletişim ve birbirleriyle etkilişimini bugüne kadar yapılamayan bir şekilde geliştirip sektör içi bilgi ve network akışını geliştirecek olmasıdır. Hayalimiz, tüm müzisyen ve sektör profesyonellerin hem yerel hem de global olarak birbirlerini bulmalarını ve kariyerlerinin gelişimi için iş ilişkileri kurmalarına yardımcı olmak. Bu amacı gerçekleştirdiğimiz gün müzik endüstrisi içindeki sinerjiyi ciddi şekilde arttırmış olacağız. Bu da sadece yeni yeteneklerin keşfi ve hayranlarıyla buluşmasını kolaylaştırmakla kalmayacak, aynı zamanda mevcut müzisyen ve profesyonellerin işlerine de ciddi katkı sağlayacak bir ekosistem ortaya çıkmasına sebep verecektir.

• Gelir modeline gelirsek… Giggem hangi kanallardan para kazanacak?
Öncelikle şunu söylemeliyim ki Giggem’e üyelik ve kullanım tamamen ücretsiz. Rakiplerden en büyük farklarımızdan biri de bu. Paralı üyelik modeli değil, ‘bedava’nın gücü stratejisini benimsedik. Ancak daha önce bahsettiğim ‘Auditions’ ın Pro versiyonu ve diğer bazı profesyonel ürünler kullanım başına ücretli olacaklar. İş planımızda ki en büyük gelir kalemi ise reklamlar olacak.

• Reklamlar için nasıl bir altyapı hazırladınız?
Reklam altyapımızı kurgularken kullanıcıların içeriklerini kendilerinin belirlediği ve lokasyon, ilgi alanı, müzik türü, yaş ve cinsiyet gibi parametrelerle hedefleme yapabilecekleri bir yapı oluşturuyoruz. Kişiler veya kurumlar müzik veya müzikle alakalı her konuda tıklama veya gösterim başına ücretlendirme seçenekleri ile hedef kitlelerine uygun reklamlar oluşturabilecekler. Örneğin bir müzik öğretmeni bizim üzerimizden ders verebileceği kişilere reklamını yapabilecek veya müzik enstrümanı üreticileri hedef kitlelerine ürünlerinin reklamını yapabilecek. Aynı şekilde müzik yapımcıları veya gruplarda yeni çıkan albümlerinin tanıtımını yapabilecek.

• Müzik endüstrisine yönelik bu iddialı girişiminin mimarı olarak sizin müzik tarzınızı da öğrenmek isteriz…
Ben ciddi şekilde Rock müzik severim. Sanırım 8 yaşındaydım. O zamanlar CD bile yoktu, kasetler vardı. Bir gün müzik satan bir dükkanda Iron Maiden’ın ‘Piece of Mind’ albümünü gördüm ve nedense hemen aldım. Evde dinlemeye başladım ve çok hoşuma gitti. Ama Trooper isimli parçanın gitar solosu başladığı an ben çarpıldım. O anı hâlâ çok net hatırlıyorum, ilk görüşte aşktı. O gün bugündür de rockçıyım. Ama güzel her müziği dinler ve severim. Film müziklerinin de yeri ayrıdır bende.

• Bu kadar müzik konuşmuşken; müzik sizin için ne anlama geliyor, hayatınızda nasıl bir yerde diye sorsak?
Müzik benim hayatımın ‘soundtrack’i… Çocukluğumdan beri hayatımı sanki bir filmin içindeymiş gibi yaşıyorum. Nasıl bir film içindeki her olay için farklı bir müzik varsa, benim hayatımdaki her olay için de her zaman müzik oldu. En mutlu anlarımdan en kötü günlerime kadar, tüm sevinç ve hüzünlerimde her zaman arka fonda müzik vardı. İlkokulda bile uyurken müzikle uyuduğumu hatırlarım. O kadar müzik tutkunuydum ki, çocukken uykumda müzik mırıldanıp ritim tuttuğumu görenler olmuş ailemden. Annem piyano çalardı ve sağ olsun benim de ders almamı istedi. Müzik aşkımın doğmasında Annemin payı büyüktür. Evimizde, yolculuklarımız da her daim müzik vardı. 11 yaşımda ise gitarla tanıştım. İngiltere’de bir yaz okuluna gitmiştim, orada müzik kulübüne kayıt olmuştum. Ben içeri girdiğimde hoca elinde bir Fender Stratocaster ile Deep Purple’ın ‘Smoke on the Water’ parçasını çalıyordu. O anda dünya durdu benim için. Büyülenmiştim. Hemen o parçayı öğretmesini rica ettim hocamdan, aynı akşam babamı arayıp kendisine süper gitar çalmaya başladığımı söyledim ve kendisinden ben dönene kadar bana mutlaka bir gitar almasını istedim. İnanmadı tabii ama aldı gerçekten de… Ben de döner dönmez o gitara sarıldım, bir daha da bırakmadım elimden.

• 2012’de kurulan Giggem’in lansmanı neden öncelikle Amerika ve İngiltere’de gerçekleşiyor?
Giggem’in ilk lansmanını New York, Los Angeles ve Londra’da yapıyoruz, çünkü müzik endüstrisinin kalbi oralarda atıyor. Biz de global bir servis olarak önce oralarda yayılmalıyız. Amerika ve İngiltere’de gerçek anlamda yer edindiğiniz anda artık zaten kendinizi hem tüm müzik dünyasında hem de internet sektöründe tanıtmış oluyorsunuz, dolayısıyla oralardan dünyaya açılmak çok daha kolay.

• Lansman, PR ve reklam stratejilerinizi belirlerken nasıl bir yol izliyorsunuz?
Global bir servis olduğumuzdan dolayı bizim PR ajansımız New York’ta. PR stratejimizi belirlerken en dikkat ettiğimiz nokta bizden önce, yakın olmasa da benzer işler yapmaya çalışmış servislerden kendimizi ayrıştırmak, farkımızı en net ve çarpıcı şekilde ortaya koyarak kendimizi kamuya ve medyaya anlatabilmek. Çünkü biz gerçekten de farklıyız ve diğerlerinin yakalayamadığı bir basitlik ve işlevsellik yakaladık. Bunu en doğru şekilde vurgulayabilmemiz çok önemli. Mayıs ayı içinde New York ve San Francisco’da dijital medya ve müzik sektöründen basın mensuplarıyla birebir buluşarak Giggem’i tanıttık ve global lansmanını yaptık. Haziran ortası gibi Amerikan digital basınında lansman haberlerimiz yayınlanmaya başlayacak. Kanadalı bir firma ise bizim için tanıtım ve reklam videoları hazırlıyor.

• Giggem için yurtdışında ofis açma planlarınız var mı? Hangi ülkeler ilgi odağınızda olabilir?
San Francisco veya New York’ta ofis açma planlarımız var. Çünkü oralar hem müzik hem de teknoloji dünyasının kalbi. Bir işte başarılı olmak için ilgili sektör oyuncuları ile network ve sürekli etkileşim şarttır.

• Türkiye’deki  Start- Up’ları nasıl buluyorsunuz?
Türkiye’deki Start-Up ve internet girişimlerini çok başarılı buluyorum. Girişimciliği teşvik ve geliştirmek için ciddi çabalar sarfeden kişi ve kurumlar var. Melek yatırımcılar da artık organize olup ağlar oluşturmaya ve genç girişimcilere hayallerini gerçekleştirmede hem yatırım hem mentorluk desteği yapmaya başladılar. Birkaç ay önce, Hazine Müsteşarlığı tarafından ‘Melek Yatırımcılık Kanunu’ olarak da anılan Bireysel Katılım Yatırımcılığı kanunu çıkarıldı. Bu da girişimcilere desteğin Türkiye’ de ne kadar ilerlemeye başladığının çok güzel bir göstergesi.

• Girişimcilerin ve girişimlerin doğru yönlendirildiğini düşünüyor musunuz? Çok gündemde olan girişimcilik kavramı hakkındaki yorumlarınızı öğrenebilir miyiz?
Benim Türkiye’deki internet yatırımlarında gördüğüm en büyük eksik herkesin aynı şeyi yapmaya çalışması ve taklitçilik. E-ticaret, fırsat ve moda sitelerinin artması ve içlerinden bazılarının çok başarılı olması ile beraber herkes benzer siteleri yapmaya başladı. Belli bir zaman sonra benzer girişimler o kadar çoğaldı ki, bu firmaların rekabette öne geçmek için verdikleri ödünler sektördeki kâr marjlarını son derece negatif etkilemeye başladı. Bazı sitelerde yüzde 90 indirimler görüyorum. Çok ciddi rekabetin olduğu ortamda tüketiciyi yakalamak adına neredeyse bedavaya mal ve hizmet satacaklar. Herkesin yaptığının aynısını yapan girişimciler kendi kendilerini ayaklarından vuruyorlar bence. Oysa işin kolayına kaçılmayıp yeni, inovatif ve orijinal girişimler hayal edilse hem başarı oranı daha yüksek olur hem de tüketiciyle beraber sektörde kazanır.

• Nasıl bir hayat felsefeniz var? Kendinizi, önceliklerinizi, hayatın sizin için anlamını nasıl özetlersiniz?
Her şeyden önce hayatın bir okul olduğunu düşünürüm. Bence bir insanın başına gelen iyi veya kötü her şey onun için bir gelişme fırsatıdır. Kadere inanırım. Ancak bu kaderime teslim olmam gerektiği anlamına gelmez. Kişi kendi kaderini kendisi şekillendirebilir. Doğru niyet ve işler güzel ve başarılı bir kadere, yanlış niyet ve arzular ise kişiyi kötü bir kadere sürükler. Bu yüzden de ben yaptığım her işte, kurduğum her ilişkide her zaman iyi niyetli ve dürüst olmaya inanırım. Temiz kalple çıkılan her yol kişiyi dünyada cennetine götürür. Basitliğe inanırım. Hayat komplikeleştikçe zorlaşır. Olaylara bakışımda da hayatı yaşamamda da her zaman nasıl daha yalın ve basit olabilirimi ararım. Leonardo Da Vinci, ‘Basitlik en büyük sofistikasyondur’ demiş. Çok iyi okunması gereken bir söz. Sofistike bir şeyi herkes yapabilir, önemli olan basitlikte sofistikasyonun yarar ve işlevselliğini yakalayabilmek. Giggem’de de bu felsefeye uygun bir yapı kurduk en baştan beri. Çok sofistike bir servis ama her şey tek tuşla yapılıyor. Ama hayatımı yönlendiren en büyük etken nedir diye sorarsanız, hayal ve inançtır derim. Hep daha iyi neler yapabilirim, nasıl daha ileri gidebilirim, daha faydalı olabilirim diye sorgular ve bu yönde çabalarım, bunu başarabileceğime de inanırım. Hedefime ulaştığım an ise ‘daha da ileri nasıl giderim’ diye düşünmeye başlarım. Benim kitabımda durmaya yer yoktur, her zaman gidelecek daha ileri bir yol vardır.

• Çok genç bir yatırımcı ve girişimci olarak iş hayatına yönelik prensipleriniz nelerdir? Nelere katlanamazsınız, neleri hoş görebilirsiniz?
Hayatımda olduğu gibi işte de hep iyi niyet, disiplin ve basitliği ön planda tutmaya çalışırım. İş hayatında en büyük firmaların patronlarının bile patronları olduğuna inanırım, yani müşteriler. Müşteri kraldır. Özellikle rekabetin en üst seviyede olduğu günümüzde müşteri sizi sevdiği ve kullandığı sürece varsınız. Giggem’in ofisinde müşteriyi temsilen sinirli bakan oyuncaklar var. Ekipteki herkese bu adamın bizim kullanıcılarımız olduğunu, bizim tek amacımızında bu adamın suratını güldürmek olduğunu söyledim. Herkes keyifle güldü ama gayet de iyi anladılar. Kazan-kazan modeline çok önem veririm. Yalnız kendisinin başarılı olmasını isteyen ve rakiplerinin başarısızlıklarından sevinç duyan insanları görünce hicap duyarım. Ben isterim ki ben de rakiplerim de başarılı olalım, herkes kazansın. Herkesin kazandığı bir ortamda herkesin refah seviyesi yükselir, iş ortamı da tüketici de ihya olur. Ayrıca rakiplerimin başarısı ve daha iyi şeyler yapması bizim içinde daha ileriye gitmek için bir kırbaçtır. Onlar ilerledikçe bizde onlara yetişmek için daha iyi olmak zorunda kalırız. İş hayatında kabul edemediğim şeyler ise statükoculuk, müşteriyi önemsememek ve zorluklar karşısında pes etmektir. Bu özelliklere sahip olan birinin başarılı olması ve ileri gitmesi bence imkansız.

• Girişimciler pek çok krizle mücadele etmek zorunda kalıyorlar. Sizin kriz yönetme stratejilerinizi öğrenebilir miyiz?
Krizler iş hayatının, özellikle de girişimcilerin hayatının bir parçasıdır. Ben, kriz anlarını yönetme ve atlatmakta en önemli vasfın öngörü ve soğukkanlılık olduğuna inanırım. Hiç kimse dış etkenleri kontrol edemez, bu yüzden de girişimciler ilk önce krizlerin her an olabileceğini bilerek bunu kabul etmeli ve hazırlıklı olmalıdırlar. Savaş Sanatı’nı yazan ünlü Çinli filozof Sun Tzu şöyle der: “En iyi doktor hastalık daha ortaya çıkmadan onu yok edendir.” Krizleri yönetirken de bu bakış açısına sahip olunmalı ve kriz daha ortaya çıkmadan tüm riskler belirlenip sıralanmalı,  aksiyon planları hazırlanmalıdır. Önceden alınacak tedbirlerle problemlerden bazıları daha ortaya çıkmadan dahi engellenebilir. Engellenemeyen riskler için ise önceden belirlenmiş aksiyon planları soğunkanlılıkla uygulanırsa birçok krizin başarı ile yönetilebileceğini düşünüyorum.

• İş dışındaki vaktinizi nasıl değerlendirirsiniz?
Giggem’den de anlaşılacağı gibi en büyük hobim müzik. 20 yıldan fazladır gitar çalıyorum. Hemen her gün yarım saatimi gitar çalarak geçirmeye çalışırım. Amatör olarak beraber çaldığımız bir grubumuz var, zaman buldukça bir araya gelip stüdyoya giriyoruz. Tarihe meraklıyım. Özellikle Cengiz Han ve Büyük İskender ile ilgili kitaplar okumayı çok seviyorum. Her bakımdan zamanlarının o kadar ilerisinde general ve devlet adamlarıymışlar ki, onlardan hâlâ öğrenecek çok şeyimiz olduğuna inanıyorum. Başucu kitaplarımdan biri ise Sun Tzu’ nun 2 bin 500 yıl önce yazdığı ‘Savaş Sanatı’ strateji kitabıdır. Tabii her zaman işimle ve iş dünyası ile ilgili her kitapları ve farklı yayınları da takip etmeye çalışırım. Bir diğer merakım ise fantastik filmler ve çizgi roman karakterleri… En başta Star Wars olmak üzere Marvel ve DC Comics’in tüm çizgi roman ve karakterlerine ciddi bir merakım var. Yıllardır bunların koleksiyon ürünlerini ve oyuncaklarını toplarım. Son 12 senedir düzenli olarak spor hayatım var. Her sabah 06:30’da spor yapmaya başlarım. Spor yaparak başlanan bir günün enerjisi ve dinçliği bambaşkadır. Eşim de benim gibi hemen her sabah birlikte spor yapıyoruz.

“AUDITIONS ÜRÜNÜMÜZ ÇOK YAKINDA DEVREDE”
Çok yakın zamanda ‘Auditions’ isimli bir ürünü devreye alacağız. Bu özellik müzik gruplarına gerçek hayatta yaptıkları değerlendirme işini dijital ortamda yapma imkanı sunacak. Biraz daha profesyoneller için oluşturulmuş, bir nevi yarıştırarak ve deneyerek en doğru kişiyi bulma platformu diyebiliriz ‘Auditions’a… Tamamen gerçek hayat akışları gözününe alınarak ama çok daha verimli ve hızlı değerlendirme yapma amacına hizmet eden bir ürün. Müzik grupları iyi bilir, bu değerlendirme çok zahmetli ve uzun süren bir iştir. Biz, bu ürünle gruplara gerçek hayatta yapabileceklerinden çok daha hızlı ve verimli değerlendirme yapma olanağı sunuyoruz. Çok inovatif bir ürün, yakın zamanda patentini de alacağız.

HEDEFİMİZ 5 YIL İÇİNDE EN AZ 40 MİLYON KULLANICIYA ULAŞMAK
En baştan beri Giggem için hayalim müzik endüstrisininin içindeki müzikle uğraşan ve profesyonel anlamda müzik işi yapan tüm kişi ve kurumları kapsamak. Burada şöyle bir noktaya dikkat çekmek istiyorum. Bizim 2 yıllık iş planımızda tüm endüstriyi kapsamakla beraber direkt müzik işinde olmayan ama ürün ve hizmetlerinde müzik kullanan kurumları da kapsamak ve onları da ürünleri için müzik yapabilecek 3. kişilerle buluşturabilmek var. Bunlara örnek olarak oyun firmaları, reklam ve dijital ajanslarla, TV ve film yapımcılarını verebiliriz. Müzik sever hayran kullanıcıların da sistemde olduğunu unutmamak lazım. Böyle bir ekosistemle birlikte de işi çok daha fazla ölçeklendirmek mümkün olacak. 5 yıllık hedeflerimizde ise dünya çapında en az 40 milyon kullanıcıya ulaşmak var. Bu hedef doğrultusunda yatırımsal ve stratejik ortaklıklara da açığız.

RAKAMLARLA MÜZİK ENDÜSTRİSİ
• Toplam müzik endüstrisi büyüklüğü: 130 milyar $
Kaynak: IFPI (International Federation of the Phonographic Industry)

• 2012’de toplam dijital albüm satışları: 8.6 milyar $
Kaynak: Strategy Analytics Global Recorded Music Forecast 2012

• Sektörün yıllık büyüme hızı: % 15
Kaynak: Strategy Analytics Global Recorded Music Forecast 2012

• Toplam nüfus internet kullanım oranı: % 63
Müzisyenlerin internet kullanım oranı: % 83
Kaynak: Pew  Internet & American Life Project – Internet Usage  Musicians National Survey

• Yalnız Amerika’da kendisini müzisyen olarak tanımlayan kişi sayısı: 35 milyon
Dünyada profesyonel ve amatör  müzisyen sayısı: Tahmini 450-500 milyon
Kaynak: Pew  Internet & American Life Project – Internet Usage  Musicians National Survey

BİR AVUÇ İNANAN İNSAN, BİN SIRADAN ÇALIŞANDAN DAHA BÜYÜK İŞLER YAPABİLİR
Şu anda 8 kişilik bir ekibiz. Biz bir aile gibiyiz. Giggem de büyütmeye çalıştığımız çocuğumuz. Ekipteki hemen herkes Giggem’in fikir aşamasında olduğu dönemden bu yana burda. Herkes canla başla daha iyi olmak ve büyümek için çabalıyor. Böyle bir ekibim olduğu için kendimi çok şanslı sayıyorum. Bir avuç inanan insan, bin sıradan çalışandan çok daha büyük işler yapabilir. Böyle bir inanç ve özveriye sahip olmayan kişiler zaten bizde yapamaz. Orta vadede istediğimiz yerlere ulaşmak için yaklaşık 50 kişilik bir ekibe ulaşmayı hedefliyoruz.

EMİR TURAN’A GÖRE GİRİŞİMCİLİĞİN OLMAZSA OLMAZLARI
Giggem’i hayal edip kurmaya başladığımdan bu yana neredeyse 2 yıl geçti. Bu kısa zaman zarfında girişimcilik ile ilgili öğrendiğim bir şey varsa o da bir girişimcinin şu 3 vasfa mutlaka sahip olması gerektiği:

1) Hayal etmeli ve korkunç güçlü bir isteğe sahip olmalı
Her şey hayalle başlıyor. Bir girişimci önce hayalini bulmalı ve ona sıkı sıkıya bağlanmalı. Hayalini kafasında hep gözünün önüne getirmeli ve canlandırmalı. Ve bu hayalini gerçekleştirmek için çok büyük bir isteğe sahip olmalı.

2) Sabırlı ve Azimli olmalı
Hayatta olduğu gibi girişimcilikte de hiçbir şey planlandığı gibi gitmiyor ve çabuk olmuyor. Kendi planlarınızı istediğiniz kadar iyi yapın, kontrol edilemeyen dış etkenler her zaman bu planları bir anda altüst edebiliyor. Dünyanın en iyi fikrine sahip olabilirsiniz. Ama bunu hayata geçirmek, tanıtmak ve büyütmek hem zaman hem de çok çaba istiyor. Her şeyden önce girişimciler şunu hep hatırlamalı ki kimse büyük işleri tek başına yapmıyor. Girişimler ekip işidir, doğru ekibi kurmak ve onları hep motive tutabilmekte zaman ve çaba istiyor. İşte bu aşamada sabırlı ve azimli olunmazsa havlu atmak çok kolay olabiliyor.

3) İnançlı olmalı
Girişimcilik ateşten bir gömlektir. Girişimciler liderlikleri dolayısıyla başarıdan da başarısızlıktan da sorumlu olurlar. Bir işi kurma ve büyütme aşamasında öyle zamanlar gelebilir ki “Bu iş olmayacak, bitti’ denebilecek olaylar ve gelişmeler olur. İşte bu noktada inancınız zayıfsa başarısızlık katidir! Bir girişimci her şeyden önce liderdir. Liderleri inanmayan bir ekip kendileri nasıl inançlarını korusun? Bu yüzden bir girişimci işine, başarıya ve herşeyden önce kendine inanmalıdır. İnanç bir girişimcinin en önemli silahıdır. İnanç başarılı bir girişimin en önemli öğesidir. Girişimci tüm zorluklar, umutsuzluklar, hayal kırıklıkları ve başarısızlıklar karşısında inancını yitirmemeli ve mücadeleye devam etmeli. İnanmadan hiçbir şey başarılamaz.

BİR KELİME İLE CEVAP VERİR MİSİNİZ?
Müzik: Ruh
Girişimcilik: İnanç
İş hayatı: Olgunluk
Cesaret: Talih
Yatırım: Doğuş
Ekip: Güç
e-ticareT: Rahatlık
İnternet: Özgürlük
Hayal: Hayat
Gelecek: Umut

Oya Yalıman/Platin Dergisi


admin hakkında 1296 makale
Trakya üniversitesi bilgisyar proogramcılığını birincilikle birtirdikten sonra 2014 yılında kendi yazılım şirketini kurdu.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.