Güç Sarhoşluğunun Yeni Adı Kaliforniya Sendromu




tuba emlekModern ve güçlü ekonomilerde ortaya çıkan Kaliforniya sendromu ekonomik olarak ferah toplumlarda ve bireylerde öne çıkan bir hastalık.Peki neden Californiya sendromu Patronlar dünyası yazarlarından sayın Tuba Emlek’in yazısını paylaşıyoruz..

Dünyanın en büyük altıncı ekonomik gücüne sahip olan Kaliforniya eyaleti, devlet olmadığı halde devletler arenasında büyük söz sahibidir.

Bu ekonomik gücün sonucu olarak da tüketim krallığının başkenti.
Müreffeh bir hayatın şehirleşmiş hali olan Kaliforniya, psikoloji ve pedagoji tarihine de bir sendroma isim babalığı yaparak geçmiştir.
Dr. Twenge Sen Diego Üniversitesi, Psikoloji Bölümü’nde doçent olarak çalışan Dr. Jean Twenge,Kaliforniya’da yaşayan genç nesilden yola çıkarak “Ben Nesli“ kitabını Amerika’daki 1.3 milyon genci inceleyerek yazıyor.
1970, 1980 ve 1990’da doğan gençler üzerindeki araştırmaları kapsıyor.
Kitap günümüz hakkında çok özel ipuçları veriyor.
Çağımızın en büyük hastalığının, bulaşıcı bir hastalık gibi yayılan narsizmin, bir gerçekliğe dayanmayan iyimserlik, başarısız olma ihtimalinin getirdiği kaygı ve bu kaygı sonucu oluşan depresyonu tanımlıyor.
Kitapta incelenen “ben nesli”, kendini evrenin merkezi haline getiren ve kendinden başka kimseyi önemsemeyen bir nesil, kendinden başka kimseyi önemsememeye başladıkça toplumsal değerlerinde bir anlamı kalmıyor ve bir süre sonra birey değer erezyonuna uğruyor.
Tüketmek ve istediğini elde etmek için her şeyi hak görüyor ve kendisinden başka kimseyi düşünmediği için başarısız oldukça umursamıyor ya da çok büyük bir kaygı duymaya başlıyor ve depresyona giriyor.
“Ben nesli” değer erezyonuna uğradığı için iş hayatına girince de aradığını bulamıyor ve kendini aramak adına sürekli iş değiştiriyor.
Kendine odaklı olduğu için iletişim yönü zayıf.
Kendini değerli hissetme hali o boyutta ki bir çok kişi hiçbir şey yapmadan ve çaba sarfetmeden iş hayatında var olmak istiyor.
“Sen özelsin” yaklaşımı ile iş yerinde en ufak iyi niyetli bir eleştiriyi bile kendine saldırı olarak algılıyor ve hemen savunma ya da yok sayma davranışına geçiyor. Kendini ön plana koyma isteği, bir yandan önemli bir özgürlük yaratırken diğer taraftan tarifsiz bir hayal kırıklığı yaşatıyor ve sonunda kendisini yalnız hissediyor. Yalnızlaştıkça paralize oluyor ve önemli değeri olan yaratıcılığını kaybediyor .
Amerika’da iş hayatında kalma süresi uzun olduğundan “Ben nesli”ni yetiştiren nesil şu an bu neslin yöneticisi durumunda ve ona bir ebeveyn gibi yaklaşıyor ne olursa olsun onu anlamaya çalışıyor.
Yazara göre asıl tehlike bir on yıl sonra başlayacak.
Şirketlerde “ben nesli” her sene artmaya devam edecek; şu an iş hayatında yönetici olan ve “ben nesli”ni her koşulda seven nesil sahneden çekilecek ve sahneye farklı kuşaklara sahip yeni “ben nesil”leri gelecek.
“Ben nesli” de inanılmaz bir yaratıcılık potansiyeline sahip.
Büyürken içinde bulundukları Kaliforniya sendromu onların kendilerinin yanlış tanımlamasına neden oluyor.
Tüketim toplumu içinde yaşama ve istediğini satın alabilme imkanı bir süre sonra para sahibi olmanın güç sahibi olma anlamına geldiği imajını yaratıyor.
Bu da yaratıcılığı öldürüyor, doğadan kopuyor ve teknolojinin içine gömülüyorlar. Kendine güven bir insan için olmazsa olmaz koşullardan biri.
Hayatta başarıya getiren en önemli değerlerden biri.
Özgüven sahibi olmak ile narsist olmayı birbirine karıştırmamak gerekiyor. Kendine güvenmek için önce kendini tanımak ve neler yapabileceğinin farkına varmak gerekiyor. Sonra adım adım prensibiyle bu temel üzerine geleceği inşa etmek lazım. Kendi koyduğunuz küçük hedefleri gerçekleştirdikçe daha büyük hedefleri gerçekleştirmek için güç topluyor ve böylece hayat amacınıza ulaşmanızı sağlayacak yolu çiziyor ve mutlu oluyorsunuz.
Mutlu oldukça daha çok özgüven sahibi oluyor ve ileri adımlar atılabiliyor.
Aksi halde boş bir özgüven ile birey olduğu yerde kalabiliyor.
“Ben değerliyim, ama benim değerimi kimse anlamıyor” düşüncesiyle kendinden başka herkesi değersiz görüyor.
Aslında kaybedenin kendi olduğunu görmüyor.
Çevresindeki değeri, itibarı, saygınlığı azalıyor.
Başarısız oluyor.
İşte yaşam kalitesi düşüyor.
İşte yaşam kalitesini böylesine düşüren stres probleminin çözümü güçlü kişiliktir.
İş dünyasında başarının yolu iletişimden geçiyor.
Güçlü kişilik, cesaret, güven ve kararlılık duygularıyla stresin yarattığı korku, güvensizlik ve belirsizlik duygularına galip gelen kişiliktir.
Ancak cesaret, güven ve kararlılık duyguları içinde kişinin zekâ, eğitim, tecrübe, aile, çevre, statü, rütbe, servet, itibar vb.. varlıkları anlam ve değer bulur. Bu duygular kişide “pozitif sarmal süreci” ni harekete geçirir ve kişiyi doğru iletişim kurabilen ve üretken bile hale getirir.
Kaliforniya Sendromu, iletişim kanallarını tıkayan önemli etkenlerden biridir.
Bu sendroma hiç yakalanmamak ve içinizdeki yaratıcılığı ortaya çıkarmanız dileğiyle…


admin hakkında 1278 makale
Trakya üniversitesi bilgisyar proogramcılığını birincilikle birtirdikten sonra 2014 yılında kendi yazılım şirketini kurdu.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*